19 May the Commemoration of Atatürk, Youth and Sports Day (Atatürk'ü Anma, Gençlik ve spor Bayramı), is an annual Turkish national holiday celebrated on May 19 to commemorate Mustafa Kemal's landing at Samsun on May 19, 1919, which is regarded as the beginning of the Turkish War of Independence in the official historiography.
turkishtoysoldier
Welcome to Cem's Toy Soldier World
Sunday, May 19, 2013
Saturday, April 20, 2013
Laz Asker Topal Osman
Laz is a special name for the North-west Turkish people.They talk a different language and have a very colorful life style. My grandparents are also from Arakli-Trabzon.Trabzon was one the oldest sea control point and castle since Byzantian times.(conquered by Turks on 1461) The people who lives there are get used to live in very hard life conditions.Like Japannese they have limited and rough settle grounds.Fishing and hunting the only way to survive and harvest some tobacco and nuts. Laz men, play very fast and fantastic otantic folcloric music with black uniforms. http://www.youtube.com/watch?v=D6Y-gP9--pQ
“Evlat ben Gazi Paşa Ankara’ya geldikten sonra hepsi Karadeniz uşaklarından oluşturulan muhafız taburunun süvari birliğinde vazife aldum. O günlerden itibaren savaşın sona ermesine kadar hep Atatürk’ün yakininda bulundum. Laz askerinin gözü karadır, canımızı tehlikeye atmak için bir an dahi tereddüt etmeduk Gazi Paşa’mızı korurken. …
Turgut Onbaşı’yla beraber Ankara’dan Kayseri’ye göç eden üç mebus ailesinin göç kervanına muhafız olarak eşlik görevlerinin ardından hızla Ankara’ya dönmüşlerdi. Akabinde aldıkları yeni bir emirle kara trene binerek derhal Malıköy’e gelmişler ve oradan süratle Başkomutanlık Karargâhı’na ulaşarak cephenin hemen gerisinde yedek bekleyen 47. Alay’a katılma emri almışlardı. Cepheye geldiğimizun ertesi günü Türk Ordu mevzilerinde önemli bir gedik açılmiştu. Bu mevzilerin düşman eline geçmesi üzerine Mustafa Kemal Paşa yedek kuvvetlerle derhal süngü taarruzu yapılarak düşmanın eski mevzilerine tard edilmesini emretmiş. Kurmay heyeti, elimizdeki tek yedek kuvvet 47. Giresunlu Gönüllüler Alayı, onların da süngüsü yok cevabını vermiş. Bunun üzerine ‘Bellerindeki uzun Karadeniz bıçaklarini süngü yerine kullansınlar’ emrini vermiş Gazi Paşa. Bölüğün öncüleri düşman mevzilerine ulaştıklarında çoğu süngüsü olmayan Giresunlu gönüllüler bellerindeki uzun bıçaklar ellerinde, aba zıpkalı kara bulutlar gibi düşmanın üstüne çöktüler. Öldürdükleri düşmanın silahlarını ve fişekliklerini de kuşanarak korkusuzca savaşa devam ettiler.
Savaş sonrası Giresun limanında Topal Osman Ağa’nın cenazesini İstanbul’dan vapurla gelmesini bekleyen mahşeri kalabalığın içindeydi. Cenazeyi getiren vapuru karşılamak için toplanan Giresunlular iskeleyi ve Taşbaşı’nı silme doldurmuştu. Vapurdan silah arkadaşlarının omzunda indirilen cenaze, bir insan seli eşliğinde omuzlarda bir gece misafir edilmek üzere evine götürülüyordu, ertesi gün cenaze öğlen namazını takiben Çınarlar Cami’nden kaldırılıp Giresun Kalesi’nde toprağa veriliyordu…
“Topal Oman benim komutanimdi. Duygularım, düşüncelerim hep ondan yanadur, her ne kadar hakkında eşkiya diyenler olsa da… Genç yaşında Balkan harbine gönüllü katılıp dizunden yaralandığında aksak kalmuş ve ismine topal lakabı eklenmişti. Benim onunla ilk karşılaşmam 1916’da Borçka’da kurulan Rus cephesinde oldu. Topal Osman, ‘Kara Zıpkalılar’ diye nam salan Giresunlu Gönüllüler Müfrezesiyle Türk cephesine yardıma koştuğunda orada onunla omuz omuza savaşmiştuk.
“Gazi Paşa meclisin kurulduğu günlerde muhafız birliğinin kurulması için Topal Osman Ağa’yı Ankara’ya çağırdı. Osman Ağa on kişilik bir müfrezeyle Giresun’dan Ankara’ya geldi. O akşam konaklamak üzere Taşhan Oteli’ne yerleştiler. Paşa milli giysili, tepeden tırnağa silahlı bahçede dolaşan Giresunlu milisleri teftiş etmek üzere Topal Osman’la birlikte dışarı çıktı. Kara aba zıpkalı on kişilik müfreze hemen sıraya dizildi. Gazi onlarla tek tek tanışırken Osman Ağa’ya milislerin üzerindeki değişik aksesuarlarla ilgili sorular sormaya başladı. O da milislerin bellerindeki uzun bıçaklar, kukula başlıklar, boyunlarında sallanan gümüş muskalar, kuşaklarındaki deri ve gümüş aksesuarlar hakkında bilgi vermeye başladı. Köseoğlu Hamit’in önünde durduklarında Paşa kartal bakışlı bu gencin kolunun altındaki kemençeyi görünce şaşkınlıkla sordu; ‘Osman Ağa bu nedir?’
‘Paşa Hazretleri bizim uşaklar cephede savaşırken bile buldukları her boş zamanda horon oynarlar.’
‘O zaman görelim bakalım, oynasınlar,’ deyince Köseoğlu Hamit hemen kıvrak bir horon çalmaya başladı. Uşaklar bir anda omuzlarını titreterek horona başladılar. Bir ara alaşağı yapılırken pat diye bir ses duyuldu fakat oralı olan olmadı. Neden sonra Kırlak Hüseyin’in kara zıpkasının kandan kızıla boyandığını gören Paşa horonu durdurdu. Yaralıyı arabasıyla hastaneye göndermek istediyse de ‘Biz böyle yaralara alışığız Paşam, burada tedavisini hallederiz, merak buyurmayınız,’ cevabını aldı.
‘Paşa Hazretleri bizim uşaklar cephede savaşırken bile buldukları her boş zamanda horon oynarlar.’
‘O zaman görelim bakalım, oynasınlar,’ deyince Köseoğlu Hamit hemen kıvrak bir horon çalmaya başladı. Uşaklar bir anda omuzlarını titreterek horona başladılar. Bir ara alaşağı yapılırken pat diye bir ses duyuldu fakat oralı olan olmadı. Neden sonra Kırlak Hüseyin’in kara zıpkasının kandan kızıla boyandığını gören Paşa horonu durdurdu. Yaralıyı arabasıyla hastaneye göndermek istediyse de ‘Biz böyle yaralara alışığız Paşam, burada tedavisini hallederiz, merak buyurmayınız,’ cevabını aldı.
“Osman Ağa Giresun’a gelişlerinde bir milli kahraman olarak karşılandı. Zafer sonrası ilk gelişinde ve en son cenazesinin tabut içinde gelişinde iki kez Giresun’da yer yerinden oynadı. Topal Osman ’nın, Mustafa Kemal Paşa’ya mecliste çok sert muhalefet yapan Trabzon milletvekili Ali Şükrü Bey’i yakın adamlarıyla birlikte öldürdüğünün ortaya çıkması üzerine meclis yakalanmasına karar vermiş. Her zaman silahıyla var olan Topal Osman, o geceki silahlı çatışmada öldürülmüş. Onun milli mücadele kahramanı mı yoksa eşkıya mı olduğu hakkında karar vermek artık Türk Milletine kalıyor...Ben.,Muhafız Taburu Kıdemli Süvari Çavuş,
Haydar oğlu Ali, Arhavi; atımın adı Poyraz, tırnak numarası 1518, donu yağız; huyu suyu yoktur komutanım!”
Haydar oğlu Ali, Arhavi; atımın adı Poyraz, tırnak numarası 1518, donu yağız; huyu suyu yoktur komutanım!”

Turkish Toys Big Auction 2013





Monday, March 25, 2013
New Gallipoli Movie

Bu sene şaşılacak bir şekilde üç tane birbirinden büyük bütçeli üç Çanakkale filmi büyük ekrana geldi. Sadece 5 milyar dolarla çekilmiş Çanakkale 1915, 900.000 seyirci tarafında izlenmiş ve 3 milyar gelir elde etmesine rağmen maalesef battı. Bu duruma rağmen sinema seyircimizin Çanakkale filmine olan ilgisi gözler önüne serilmiş oldu. Tabii ki böyle filmlere parasal olarak değer biçemeyiz. Sonuçta tarihimizi anlatan önemli bir film yapmak bir sosyal sorumluluktur.
This year 3 brand new Gallipoli movies produced by domestic directors and more than 1 million Turkish people watched them. 3 Billion budget spend but the theme is priceless for Turkish people.

Çanakkale filmlerinin niye sadece bu seneye mahsus yapıldığını sormak ise boynumun borcudur çünkü yüzüncü yıl anısına yapılan bu filmler, eminin yüzüncü yılla kalacaklardır. Ne yazık ki ticari bir başarı olmadıkça yapımcı bu tür filmleri çekmeye bile yanaşmıyor. Bu açıkçası çok acı verici. Daha acı verici olan ise, Çanakkale filmlerinin ya da bu tür filmlerin hikaye olarak anlatılamamasıydı. Genelde hikaye anlatımı yerine savaşmış sayısız kahramanın hikayesi bir koca Türk milleti altına işleniyordu. Gerçekten de sinema adına çok kötü gözüküyordu. Hurra hadi savaşa, savunmaya diyerek film yapınca diyalogsuz tadı tuzu olmayan filmler oluyor.
Çanakkale Yolun Sonu çok farklı. Bir kere Behzat Ç'den tanıdığımız ve daha önce sinemacı olarak işe başlamış 2000li yıllarda müthiş işlere imza atmış olan Serdar Akar ve Kemal Uzun, filmin yönetmenliğini üstlenmişler. Berrak Tüzünataç hemşire rolüyle baya baya sırıtıyor. Maalesef olmamış. Ayrıca tertemiz hemşire kıyafetleri, asker kıyafetleriyle bir savaş ambiyansı kurmak zor olmuş. Bir savaş olurken tahmin ederim kimsenin kıyafeti bembeyaz, parlak görünmüyordur. Bir de Kostas gibi bir karakteri filme koymak, yine de filme bir gerçekçilik aşısı gibi zenginleştirici olmuş. 1915'ten daha başarılı bir film olur ve Çanakkale filmleri sıklıkla hep çekilmeye devam eder.
Friday, December 14, 2012
Çanakkale Cephesi Komutanları

Anafartalar Grup Komutanı M. Kemal muharebe arkadaşlarıyla (1915). Soldan; Kur. Bşk. Yb. İzzettin (Org. Çalışlar) arkasında Kur. Yzb. Tevfik (Kur. Alb. Bıyıklıoğlu) Grup K. Kur. Alb. M. Kemal Dr. Hüseyin Süvari Yzb. Pertev Kur. Yb. Neşet (Bora) Süvari Ütğm. Saim (Korg. Önhon) Yzb. Hamit Ütğm. Zeki (Org. Doğan)

Çanakkale'de savaşan komutanlardan bir grup:Önde oturanlar (sağdan); Hulusi ve Nazmi Beyler Ayaktakiler (sağdan); 3. Kor. K. Esat (Bülkat) PaşaAnafartalar Grubu K. Kur. Alb. M. Kemal Bey Rüştü Bey. Arkadakiler (sağdan); Güney Bölge K.lığı danışmanı Kur. Alb. Kannengiesser Bey soldan bozyakalı Wilmer Bey daha geride Kor. Kur. Bşk. Yb. Fahrettin (Org. Altay) Bey kalpaklı şahıs Kur. Kemal (Ohri) Bey .Yüzünün yarısı görülen Grup. Kur. Bşk. İzzettin (Org. Çalışlar) Bey.

Çanakkale cephesi 5. Ordu karargah subahları: Ayaktakiler (sağdan); İkinci Ordu Kur. Bşk. İsmet (İnönü) Bey Yaver Ütğm. Asım Bey Liman von Sanders'in yaveri süvari Bnb. Perike 5. Ordu Kur. Bşk. Alb. Kazım Bey 1. Ordu Kur. Bşk. Alb. Şükrü Bey 2. Ordu Sıhhiye Bşk. Dr. Refik Münir Bey Oturanlar (sağdan); Bahriye Nezareti Kur. Bşk. Yb. Rauf (Orbay) Bey Güney Grubu K. Tuğg. Vehip Paşa 5. Ordu K. Müşir (Mareşal) Liman von Sanders Çanakkale Kor. K. Tuğg. Esat Paşa Sıhhiye Dairesi Bşk. Tuğg. Dr. Süleyman Numan Paşa İstanbul Merkez K. Tuğg. Cevat Paşa
Subscribe to:
Posts (Atom)

























BQNFGU5Bh!~~60_57.jpg)
















